E1 Hançeri

Kudüs’ü Kuşatan E1 Hançeri ve Avrupa’nın Gecikmiş Resti

Dün akşam Avrupa’dan müthiş bir ses yükseldi. İşgalci İsrail’in Gazze’de gerçekleştirdiği katliamlar esnasında Avrupa sokaklarında halktan yükselen feryat bu sefer hükümet başkanları tarafından seslendirildi.

Fransa’nın başkenti Paris’te Elysee Sarayı’ndan yükselen tarihi ortak bildiri, işgalci İsrail’in Filistin coğrafyasını haritadan silmeyi hedefleyen en pervasız adımlarından birini yeniden dünya gündeminin merkezine taşıdı. Bildiriyi okuyanların adeta nutku tutuldu.

Neler mi vardı o bildiride; Fransa, Almanya, İtalya, İngiltere, Hollanda ve Norveç’in devlet ve hükümet başkanları, İsrail’in Kudüs ile “Ma’ale Adumim”[1] işgalci yerleşim birimi arasındaki stratejik E1 bölgesinde 1.234 yeni yasadışı konut inşası için resmi ihale açmasını en sert ifadelerle kınadı.

Avrupa liderleri yalnızca bu pervasız adımı “kabul edilemez” ilan etmekle kalmadı; ihaleye girmeyi düşünen uluslararası şirketleri de açıkça uyararak bu suça ortak olmanın ağır adli ve ticari yaptırımlar doğuracağını ilan etti.

Daha önce Türkiye, Mısır, Katar ve Kuveyt Dışişleri Bakanlıklarının da BM Güvenlik Konseyi kararlarını hatırlatarak yükselttiği tepkiler dün akşamdan bu yana, yaşanan katliamlar karşısında kör, sağır dilsizi oynayanlara bile işgal hattında bardağın artık taştığını net bir şekilde gösterdi.

Dün akşam dünyayı ayağa kaldıran bu bildirinin hedefi olan “E1 Projesi”[2] gerçekte ne anlama geliyor ve neden sıradan bir konut inşasının çok ötesinde stratejik bir tehdit barındırıyor? Diye merak edenlere de şöyle açıklayayım.

East 1, yani E1 Planı İsrail’in; işgal altındaki Kudüs ile Batı Şeria’daki devasa sömürge birimi Ma’ale Adumim işgalci Yahudi yerleşimi arasında yer alan yaklaşık 12 bin dönümlük stratejik ele geçirme ve ilhak etme projesidir.

Bu plan sahada hayat bulduğu takdirde, Batı Şeria’nın kuzeyindeki Ramallah, Nablus ve Cenin şehirleri ile güneyindeki Beytüllahim ve El Halil arasındaki organik ve lojistik bağ fiilen koparılacak, Filistin toprakları bütünlüğü olmayan parçalı açık hava cezaevlerine dönüştürülecektir.

Dahası bu sinsi proje, Kudüs’ün Batı Şeria ile olan mekânsal bağını tamamen keserek şehri Filistin topraklarından ayırmayı ve başkenti Kudüs olan bağımsız bir Filistin devleti ihtimalini fiziken imkânsız kılmayı amaçlıyor.

Bir de unutmadan hatırlatayım, İşgalci İsrail “Büyük Kudüs” koridoru adı altında Ma’ale Adumim işgalci yerleşimini Kudüs’e bağlayıp, Ürdün Vadisi’ne kadar uzanan kesintisiz bir sömürge kuşağı oluşturmak isterken, bölgenin kadim yerlileri olan Han el-Ahmer[3] gibi Bedevi Filistinli toplulukları zorla yerinden ederek sistematik bir etnik temizlik yürütüyor. Bölgede yaşamını sürdüren bedevi topluluklar bu proje nedeniyle her gün işgalcilerle karşı karşıya gelerek hayatlarını sürdürdükleri topraklardan uzaklaştırılıyorlar.

Elbette dün akşam Avrupa’da 5 ülkenin lideri tarafından yayınlana bu bildiri bir nebze olsun gönülleri ferahlatmıştır ama unutmayalım ki her gün sinsi sinsi ilerleyen bu proje             “Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 2334 sayılı kararı”[4] başta olmak üzere “4. Cenevre Sözleşmesi”[5] gibi birçok uluslararası hukukun açık bir ihlali ve bağımsız bir Filistin Devleti fikrine nihai ve ölümcül bir darbe niteliğinde.

Sözlerime son verirken şunu net olarak belirteyim ki gelinen noktada kâğıt üzerindeki kınama mesajlarının ve diplomatik kaygı ifadelerinin artık bir anlamı kalmamıştır.

İşgalci İsrail’in pervasız sömürgeciliği, Han el-Ahmer’in çadırlarından Kudüs’ün kadim sokaklarına kadar bir halkın varoluşunu hedef alırken, sahada somut yaptırımlarla durdurulmayan her yasadışı konut insanlık vicdanında derin yaralar açmaya devam edecektir.

Şirketlere yönelik hukuki yaptırım uyarıları kıymetli bir eşiktir; ancak asıl olan, topraklarına canı pahasına sarılan mazlum Filistin halkının meşru direnişinin yanında durabilmektir. Çünkü Kudüs’ün özgürlüğü, yalnızca Filistinlilerin değil, yeryüzünde adalete ve insan onuruna inanan herkesin ortak davasıdır.

Tevfik YAZICILAR

21 Ağustos 2026

[1] Ma’ale Adumim: İşgal altındaki Batı Şeria’da, Doğu Kudüs’ün yaklaşık 7 kilometre doğusunda 1975 yılında kurulan ve 1991’de şehir statüsü verilen en büyük yasa dışı yerleşim birimlerinden biridir

[2] E1 (East 1) Projesi ve Coğrafi Bölünme: Kudüs ile Batı Şeria’daki Ma’ale Adumim yasa dışı yerleşimi arasında yer alan yaklaşık 12 bin dönümlük alanda konut ve altyapı inşasını içeren master plan. Proje, Batı Şeria’nın kuzeyi (Ramallah/Nablus) ile güneyi (Beytüllahim/El Halil) arasındaki bağlantıyı kopararak iki devletli çözüm zeminini fiilen ortadan kaldırmayı hedefler.

[3] Han el-Ahmer ve Zorunlu Göç: E1 koridoru üzerinde bulunan ve Cenevre Sözleşmesi kapsamında koruma altındaki Filistinli Bedevi topluluklarına ait köy. Bölgedeki tahliye ve yıkım kararları, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Roma Statüsü bağlamında savaş suçu ve zorla yerinden etme (etnik temizlik) kapsamında değerlendirilmektedir.

[4] BM Güvenlik Konseyi’nin 2334 Sayılı Kararı (23 Aralık 2016): İsrail’in 1967’den bu yana işgal altında tuttuğu Doğu Kudüs dâhil Filistin topraklarındaki tüm yerleşim faaliyetlerinin uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu ve hiçbir hukuki geçerliliği bulunmadığını teyit eden temel BMGK kararıdır. (Metinde Genel Kurul olarak geçen ifade Güvenlik Konseyi olarak tashih edilebilir).

[5] 4. Cenevre Sözleşmesi (Madde 49/6): İşgalci bir gücün kendi sivil nüfusunu işgal ettiği topraklara nakletmesini ve koruma altındaki nüfusu zorla yerinden etmesini açıkça yasaklar.

Referans Linkleri ve Kaynakça

GÖSTERİM